Mutluluğun tek formülü

Yıllardır düğünlere giderim, gelin damat görürüm. Hepsi birbirine benziyor ama hemen hemen hepsi diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyor. Ufacık detaylara binlerce para veriliyor. Oysa o detayları düğüne davetli kimse fark etmiyor, etse bile düğünden ayrıldığı zaman aklında kalan tek şey erik dalının gerçekten gevrek olup olmadığı sorunsalı.

Yıllardır yeni gelin evi ziyaret ederim. Hemen hemen hepsi düzdüğü evin kimsede olmadığını düşünüyor. Hemen hemen hepsinde aynı çiçekli yastıklar farklı yerlere konulmuş oluyor. Çok severek aldığı avizeye övgü bekliyor aynı hisleri yaşadığını görmek için gözünün içine bakıyor. Oysa Evden ayrılanların aklında kalan tek şey ev sahibinin yüzünün gülüp gülmediği sorunsalı oluyor.

Yıllardır bebek görmeye giderim hemen hemen tüm bebekler buruşuk ve yeni doğduğu için çok çirkin oluyor. Oysa hemen hemen hepsi doğurduğu çocuğun dünyaya gelen en harika bebek olduğunu düşünüyor. Arada “şiş şimdi şişi inse güzel aslında” diye zihninizi yönlendirmeye çalışıyor. Oysa evden ayrılanların aklında kalan tek şey bebeğin emip emmediği sorunsalı oluyor (toplum olarak böyle bir derdimiz var bize neyse)

Yıllardır arkadaşlarımın aşk acılarını dinlerim. Hemen hemen hepsi “senden daha özel biri yok bu dünyada, sen bu dünyada gördüğüm en güzel kadınsın dedi ezgi ii” diye hafif böğürtülü ağlama ile anlattı yaşadıklarını. Oysa terk eden taraflar muhtemelen kapıdan çıktığı anda “dünyanın en özel” başka insanlarını bulmuş oluyorlardı.

Dünyanın kendi etrafımızda döndüğünü zannettiğimiz zaman ufkumuz daralıyor. Herkes bizim baktığımız pencereden hayata bakıyor, aynı zevki alıyor ya da aynı acıyı yaşıyor zannediyoruz.

O gelinlik herkese çok farklı geliyor ya da o bebek herkesin gözüne bize geldiği kadar tatlı geliyor gibi hissediyoruz. Bazen gerçekten dünyadaki en özel insan olduğumuza ciddi ciddi inanıyoruz.

Yaşadığımız hayal kırıklıklarının altında bu beklentiye girme hali yatıyor bana göre.

Mutluluğun tek formülü: Bekleme!

Ezgi Akgül

error: Content is protected !!