Kurtubalı Lübna

Adı tarihten silinmiş, en büyük Müslüman bilim kadını: Kurtubalı Lübna…

Matematikçi, şair, katip, çevirmen ve döneminin en büyük kütaphanesinin başkanı.
Bilim yaptığı için, kilise önünde yüzlerce kişi tarafından acımasızca öldürülen Hypetia kadar bilinmeyi hak ediyor Kurtubalı Lübna!

Evet.. O, İslam tarihinin en büyük bilim kadını. Matematikçi, şair, çevirmen ve çok daha fazlası…

Bazen Labna, bazen Labhana, bazen Cordoba’nın Lubna’sı bazen de Kurtubalı Lübna. Adı farklı şekillerde anılsa da; İspanya’nın 10. yüzyılda Endülüs Emevileri yönetiminde döneminde olan Cordoba ya da Kurtuba şehrinde yaşamış, günümüz araştırmacılarına göre gerçek olamayacak kadar özel bir insan Kurtubalı Lübna.

Kurtubalı Lübna, 10. yüzyılda, Endülüs Emevileri halifesi Sultan III. Sultan Abd Al-Rahman döneminde sarayda büyümüştür. Bazı kaynaklar Lübna’nın, İspanyol bir köle olarak sarayda büyüdüğü ve bu nedenle Endülüs sarayında ününün daha çabuk yayıldığını belirtse de genel kanı Lübna’nın Endülüs Emevileri’nden olduğu yönündedir.

Zekası ve çalışkanlığıyla sarayda dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Lübna, ilk dönemlerde sarayın çeşitli birimlerinde sekreterlik ve katiplik yapar. Sultan III. Sultan Abd Al-Rahman’ın vefatının ardından tahta çıkan II. Hakem Ibn Abdur-Rahman, Lübna’yı özel sekreteri olarak seçer.

Zekasıyla Sultan’ın büyük takdirini kazanan Lübna, Sultan II. Hakem tarafından, o dönem dünyanın en büyük ve en önemli kütüphanelerinden biri olan Kurtuba Kraliyet Halk Kütüphanesi’nin başına getirilir.

Bu size ne kadar sıradışı geldi bilemiyorum ama; o dönemde dünyanın en büyük kütüphanelerinden birinin başında bir kadının olması… Bu kadının Müslüman olması… O Müslüman kadını o göreve Müslüman bir hükümdarın getirmesi…

Her geçen gün daha da geriye giden günümüz İslam ülkelerinin bu konudaki içler acısı durumu düşünüldüğünde, Lübna’nın durumu bana muazzam güzellikle bir şey gibi geliyor. Daha da ileri götürmek gerekirse İslam camiası dışında tüm inanç toplumlarında kadının aşağılandığı, değersiz görüldüğü bir dönemde kadının Müslüman toplumundaki gerçek değerini görebilmek beni anlatamayacağım derece de mutlu ediyor.

Kütüphanedeki yöneticiliği döneminde Kahire, Bağdat ve Şam gibi dönemin büyük şehirlerini dolaşarak akademik malzeme ve kitaplar toplar.

Kraliyet Kütüphanesi’ndeki kitap sayısını 500.000’e çıkarır. Bu gün bile bu sayı oldukça yüksek iken, kitap yazımının anlatılmaz derecede zor olduğu bir dönemde 500.000 bin adet kitap muazzam çoklukta bir rakam.

Bir yandan da katiplik ve çevirmenlik yapar Lübna. Fakat onun katipliğini ve çevirmenliğini standart bir çevirmenlik ya da katiplik olarak düşünmemek gerekir. Zira Öklid ve Arşimet gibi gibi isimlerin eserlerinin de dahil olduğu birçok önemli çalışmaya kendi bilimsel notlarını da ekleyerek kitapları çoğaltıyor ve kütüphanesine katıyordu.

Günümüze dönersek kütüphanelerin halini düşünelim. Ne kadar değer veriyoruz. Bu şekilde önemle sıralayabileceğimiz kaç kadın bilim insanımız var. Daha da önemlisi bilim insanı yetiştirmek için (Kadın ya da erkek) ne kadar çaba gösteriyoruz.

Çocuklarımızı eğitirken bilimle ilgilenmesi için kendini geliştirmesi için ne kadar fırsat veriyoruz.

Her şeyi geçelim çocuklarımızın büyüme sürecinde ve meslek seçiminde maaşa mı bakıyoruz vatana ve millete faydasına mı?

Düşünelim ve….

Bir kez daha değerlendirelim…

Onların adına karar vermek bize mi düşüyor yoksa çocuklarımıza mı?

(Alıntı)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!