Efsaneleşmiş Türk şakaları

Efsaneleşmiş Türk şakaları

Hepimizin şikayet ettiği ama aynı zamanda yaptığımız şakalardır.

Sadece Türk milletine ait şakalar vardır nedir bunlar bakalım bir yerden hatırlayacak mısınız?

Atatürk ne demiş boş bulduğun enseye doldur demiş. (Şlakkkkk.

Atatürk’ün böyle bir sözü yok inanmayın)

‘Enseye tutulan işaret parmağı ardından seslenişle şakazedenin gözünü çıkarma çabası”.

‘Şakazedenin gömlek ya da thisrtnin sine bölgesini gösterip ‘bu ne lan’ deyip elin dik yüzüyle burnu kırma çabası”

Öğretmen sınıfa girer, herkes ayağa kalkar. Oturun dediğinde öndekinin altına yumurta çoktan konulmuş olur.

Arabayı tanıdık kişinin üstüne sürmek.

Kişi uyurken eline traş köpüğü dökmek suretiyle burnunu bir saç teli ile kaşındırarak elindeki köpüğü suratına sürmesini büyük bir keyifle izlemek.

Kendinden küçük birini camdan aşağıya sarkıtmak vasıtasıyla yapılan şaka turu.

Deniz kenarı, balkon, falez, bilgisayar koltuğu, yedek kulübesi gibi yerlerde bir şeyleri seyrederken arkasından dolanarak omuzlarından sarsılmak sureti ile
‘tutmasaydım düşüyordun’ diyerek yüreği ağıza getirme durumu.

Eşofman ya da şort giymiş arkadaşın donunu uluorta bir yerde indirmek.

Ayakta duran birinin arkasına yaklaşıp dizleri kırmak ve kişiyi kucağa oturtmak.

Enseye “Bugün cuma enseyi kapa” diyerek şaplak indirmek.

Otururken sandalyeyi altından çekmek, çanağı kırmak.

Sigara içini boşaltıp kibrit başı yerleştirmek.

Kapının arkasına geçmek suretiyle bir hışımla “Baaaa” diye bağırarak bir yandan öd diğer yandan boh ile izotonik bir karışım oluşturulması.

Şaka yapılacak kurban kişisine anlamsız birkaç kelime söyleyip akabinde Zzt Erenköy demek.

Çayı karıştırdıktan sonra sıcak çay kaşığını başkasının eline değdirmek. ‘Laaa işşşşş” derse karşıdaki tadından yenmez.

Tükürüğü bile donduracak derecede soğuk olan havada, arkadaşın kulağının arkasına parmakla vurmak.

Lütfi Albayrak

error: Content is protected !!