Benim oğlum…

Dünden beri kırgınlığım var. Evi derleyip toplayamamıştım. Sabah aynı vakitte uyandık Enes’le. Dün elimiz değmedi ya, mutfak almış başını gidiyor :))

Yavrucum, dedim, ben mutfağı bulaşıkları toplayayım, sen de omlet yap, hep birlikte bitirip işi oturalım sofraya. Tamam dedi, geçti yaptı omleti. Sofrayı kurdu, eliyle servis etti. Kahvaltı sonrası tabakları makineye dizdi…

Oturduk mangala oynuyoruz, dedim ki, Enes biliyor musun kız istemeye gidildiğinde erkek anneleri oğullarının okuduğu okullardan, işinden, maaşından falan övünürler. Bizim oğlan şu üniversiteyi bitirdi, şu kadar maaş alıyor derler. Ben eminim, istediğin mesleği seçecek ve başarılı olacaksın, ama ben bundan çok başka şeylerle övüneceğim.

İnşallah diyeceğim ki;

– “Benim oğlum 7 yaşından beri namaz kılar, hiç kazası yok. Kendini bildi bileli orucunu tutar, irade gösterir. Ben erkeğim köşeye geçer otururum demez, omlet yapar, çorba pişirir, makineyi doldurur, ailesine yardımcı ve destek olur. Ben senin vicdanınla, merhametinle, yardımseverliğinle iftihar edeceğim. Çünkü bence bunlar çok önemli…”

Gözleri ışıl ışıl baktı bana, bende

– ‘Beni bu kadın yetiştirdi’ deyip seninle iftihar edeceğim anne, dedi 😢 Şimdi mangala oynarken mutluluktan ağlayan bir anne ve

– ‘Anne çok sulu gözlüsün yaa’ diyen bir evlat düşünün:))

Dilerim ki; hep evlatlarımızın mutluluğundan gözlerimiz yaşarsın ve yavrularımız bizi mutluluktan ağlatacak hayatlar yaşasın…

Bağırmayan Anneler – Hatice Kübra Tongar

error: Content is protected !!